ANA MENÜ ÖZGEÇMİŞ ÇALIŞMALAR RESİMLER LİNKLER

ÖĞRETME  YOLLARI VE  DÜŞÜNME  SÜREÇLERİ

 

Doç. Dr. Mehmet Zeki AYDIN

 

Öğrencilere yeni bilgi beceri ve tutumları nasıl kazandıracağız? Nasıl öğreteceğiz? Konusu öğretim yöntemleri konusunu içerir. Eğitim durumları denilen bu alan kaynak, araç ve gereçler ile yöntemleri kapsar.

Öğretim ve yöntemle ilgili kaynaklarda öğretme yaklaşımı, öğretme yöntemi, öğretme tekniği kavramları kullanılmaktadır. Bir konunun anlaşılabilmesi, o alanda ilgili kavramların açıklığa kavuşturulması bağlıdır. Eğer bir davranışı yeterli düzeyde kullanmıyorsak, onu yeteri kadar bilmiyoruz demektir.

O halde konuya giremeden önce öğretme yolları ile ilgili kavramları açıklayalım.

 

Öğretme Yaklaşımı (=stratejisi):ğretimde amaçlara ulaşabilmek için, tüm öğrenme durumları göz önünde tutularak, yöntemlerin seçimine yön veren genel bir öğretme yoludur."

Öğretme (Veya Öğretim) Yöntemi:ğretimde amaçlara ulaşabilmek için, tekniklerin, işlenecek konunun, araç-gereç ve kaynakların bir bütünlük oluşturacak biçimde örgütlenerek hizmete sunulmasında izlenen bir öğretme yoludur."

Öğretme (Veya Öğretim) Tekniği:ğrencilere belli bir içeriği sunmada, öğretim etkinliklerinin düzenlenmesinden izlenen özel bir yoldur."

 

Öğretme Yolları ve Düşünme Süreçleri

 a.Tümevarım: (İndüksiyon, İstikra)

"Zihnin olaylardan, örneklerden, özel durumlardan kanunlara, kurallara veya ilkelere ulaşmasıdır." Bilmek için, sınamak, gözlemlemek ve olaylardan genellemeler yaparak sonuçlar çıkarma işlemidir. Tümevarım, tikelden tümele, özelden genele, olay ve örneklerden kanunlara gitme yoludur.

Tümevarımın temel ilkesi, "parçaları için doğru olan, bütünü için de doğrudur" şeklinde işler. Tümevarım sürecinde; düşünce şu evrelerden geçerek oluşur:

1- Sorunun niteliğinin açıkça anlaşılması,

2- Verilerin (bilgilerin) toplanması,

3- Toplanan verilerin dikkatle incelenmesi (soyutlama),

4- Sonucun bulunması (genellemenin yapılması).

Tümevarım, olaylar arasında değişmez ve zorunlu olanları bulur, bu suretle kanunlara varır. Determinizm, tümevarımın temel ilkelerinden biridir. Tümevarım, ihtimal payı dikkate alınmak şartıyla, olayların bizden önce, biz yaşarken ve bizden sonra da bizim gördüğümüz gibi olacağı inancıdır. Tabiî, aynı sonuçları veren gözlem ve deneylerin sayısı ne kadar çok olursa, bu inancımız da o derece güçlenir. Terli iken su içip hastalanan bir kimse tesadüf deyip geçer. Fakat iki üç kere aynı duruma düşecek olursa onda "terli iken su içen hastalanır" inancı belirir.

Tümevarım bilimlerde gerçekleri bulmaya, öğretime iyi uygulandığı takdirde bireyi tıpkı bir bilgin gibi, bulunmuş gerçekleri yeniden keşfetmeye yöneltir. Hayat tecrübelerimizin, inançlarımızın çoğu tümevarım yoluyla kazanılmıştır.

Özellikle ilk ve ortaokul öğrencilerine yeni bilgi ve tecrübeler kazandırmada tümevarım, tümdengelime tercih edilmelidir.

Uygulamada, bazı öğretmenler bir deney veya örnekten sonra, öğrenciden tümevarmasını, yani kanun veya kuralları çıkarmasını istemekte, öğrenci de bu tutuma uyarak kitaplardaki tanımları ezberleyerek, sanki gözlem ve deneylerin sonunda varılmış, yeni bir akıl yürütme imiş gibi, ezberlediklerini sınıfta tekrarlamaktadır. Tümevarımı, gerçek anlamıyla ve gereği gibi öğretimde uygulayabilirsek temeli ezberleme üzerine kurulmuş bugünkü eğitim sistemimizin durumu çok değişir. Böylece yarınlarımızın düşünürleri, araştırıcıları, yapıcı ve üretici insanları, bilim adamları sayıca çok fazlalaşır. Emekler ve değerler yitirilmemiş olur.

Bir yazarın eserlerinden çok sayıda örnekleri inceledikten sonra öğrencinin o yazarın edebî kişiliği hakkında genel bir sonuca varışı bir tümevarımdır.

Metin içinde, sadece varlıkların adlarını bildiren kelimelere öğrencilerin dikkatleri çekilerek, sonunda bu kelimelerin görevlerinin ne olduğunun öğrenci tarafından belirtilmesi bir tümevarımdır.

 

b.Tümdengelim: (Dedüksiyon, Talil)

"Zihnin kanunlardan, kurallardan örneklere, olaylara inerek yeni bir yargıda bulunmasıdır." Tümevarımın tersine, genel ilkelerden özel durumlara inen bir akıl yürütme şeklidir. Burada önce herhangi bir genelleme (kanun, kural) ele alınır, sonra bundan yola çıkarak özele (olaya, örneğe) inilerek, yeni bir yargıya varılır.

Tümdengelimin temelinde "bütün için doğru olan, parçaları için de doğrudur" ilkesi yatar. Tümdengelim, araçsız ve araçlı olmak üzere ikiye ayrılır.

Araçsız tümdengelim; zihnimizin birinci önermeden, arada başka bir önerme kullanmaksızın doğrudan doğruya, sonuç çıkarmak suretiyle yaptığı akıl yürütme (istidlâl) şeklidir. Örneğin: "Her insan, canlıdır." önermesi bilinen bir gerçekse, zihnimiz, hiçbir aracı önerme kullanmaksızın "Bazı canlılar, insandır." sonucunu çıkarabilir. Bu araçsız bir tümdengelim şeklidir.

Araçlı tümdengelim; zihnimizin, birinci önermeden sonuca geçerken, arada başka önermelerden yararlanmak suretiyle yapmış olduğu akıl yürütme şeklidir. Vasıtalı tümdengelimin en iyi şekli kıyastır. Örneğin: "İnsanlar ölümlüdür. Ali insandır. O halde Ali'de ölümlüdür."

Öğrenilmiş olan genel bilgilerden yeni bilgiler elde etmede kullanılan transfer (geçiş) öğretimde, tümdengelime iyi bir örnek teşkil eder. Öğretimde  transfer, geçmişte öğrenmiş olduğumuz bilgi ve tecrübelerin yeni bilgi ve beceriler elde etmemize uygulanması ve bunu kolaylaştırması olayıdır. Bu anlamda transfer konuların benzerliklerine, yöntemlerine, ilkelerine ait olmak üzere üç şekilde uygulanır. İşte öğrendiklerimizin transferleri yapılırken, genelliklerden yeni ve özel durumlara geçiş şeklinde uygulanıyorsa bu, öğretimde bir tümdengelimdir.

 

c.Andırma: (Andırış, Andırım, Analoji, Temsil)

"Bir veya birkaç bakımdan benzerlik gösteren şeylerin, başka yönlerden de benzerlik gösterebileceğini düşünme, benzerlerinin yardımı ile bilinmeyenleri elde etme yoludur." Burada bilinenlerden bilinmeyenlere benzerliklerin yardımıyla gidilir.

Andırma, en yakınımızda olup da, en iyi tanıdığımız birşeyden uzaktakine giderek, aradaki benzerliklere dayanılarak akıl yürütme şeklidir. İlk bakışta tümevarım izlenimi veriyorsa da ondan farklıdır. Tümevarımda, bir varlık veya olayın özel ayrıntı durumlarından -yani özelliklerinden- giderek bir yargıya ulaşılır. Bu yargı veya genelleme kesinlik taşır. Halbuki andırmada, ayrı iki varlık veya olayın benzerliklerinden yararlanarak, yargıya varma söz konusudur. Bu yargı kesinlik taşımayabilir. Başka yollarla da denetlenmek şartıyla güvenli sonuçlar verebilir.  Mars'ın dünyamıza çok benzeyen bir gezegen olduğu görüşüne dayanarak, "O halde Marsta'da hayat vardır" şeklindeki andırma, orada hayatın varlığını kesin surette ortaya koyamaz.

Andırma, "yakından uzağa, bilinenden bilinmeyene" ilkesiyle öğretime girmiştir diyebiliriz. Bu suretle de öğretimde çok kullanılmaktadır.

Bir ünitenin değerlendirilmesi sırasında, bilgiler arasında bağlantı kurma, benzer ve farklı yönlerini belirtme evreleri andırmanın öğretimde, kullanılmasından başka bir şey değildir.

Şiirlerini incelediğimiz bir şairimizin, bu şiirindeki bazı benzerliklere dayanarak, onun bir halk şairi olduğu sonucuna varmamız, andırma yoluyla yapılan bir akıl yürütmedir.

 

d.Çözümleme: (Analiz, Tahlil)

"Bir bütünü oluşturan parçaları birbirinden ayırmadır." Çözümleme bir bütünü elemanlarına ayırmadır. Bütünü elemanlarına ayırmak, onu parçalamak demek değildir. Bir ekmeği dörde bölmek onu parçalamaktır. Fakat ekmeğin yapısını meydana getiren tuz, su, nişasta, protein vb. elemanlara ayırmak çözümlemedir.

Çözümleme bir araştırma ve keşif yoludur. Çözümleme ve bireşim daima birbirini izlerler

 

e.Bireşim: (Sentez, Terkip)

"Bir bütünün parçalarını, elemanlarını belli bir düzen içinde birleştirmedir." Basit maddeleri, bir maddenin parçalarını veya ayrı ayrı olayları bir araya getirerek yahut toplayarak onlardan birleşik bir madde oluşturma veya sonuca varma yoludur.

Anlaşılacağı gibi, bireşim; çözümlemeyi tersine yürüterek eski bütünü oluşturma işlemidir.

Çözümlemenin sonunda çoğu defa bireşime başvurulur. Böylece bireşim çözümlemeyi değerlendirmemize yardım eder.

Varlık ve olaylarla ilgili bireşime, maddesel, sadece zihin yoluyla yapılan bireşime ise, zihinsel bireşim denir. Örneğin, bir saati çözümlemeyle camı, yelkovanı, akrebi, kadranı, zembereği vb. elemanlarına ayırdıktan sonra, tekrar maddesel bireşimle tekrar eski haline getirebiliriz.

Zihinsel bireşimde, elemanlarına ayrılmış olan bütün, zihinde bir araya getirilerek yapılır. Örneğin; bir olayın çözümlenmesi yapılır ve tekrar zihinde meydana getirilir. Bazen de çeşitli ayrıntıları birleştirerek zihinsel bireşim yaparız. Örneğin, Hz. Muhammed (S.A.V.)'in kişiliği ile ilgili ayrıntıları zihnimizde birleştirir ve Hz. Muhammed'in kişiliğini belirleriz.

 

KAYNAKLAR

1-      Akarsu, Bedia Felsefe Terimleri Sözlüğü, TDK Yay. Ankara, 1979.

2-      Alaylıoğlu Ruşen ve Oğuzkan, Ferhan Ansiklopedik Eğitim Sözlüğü, İst. 1978.

3-      Faulquie, Paul. Dictionnaire de Langue Pedagogique, Paris, Quadrige/PUF 1991.

4-      Günden, Suat Genel Öğretim Bilgisi Ankara, 1978.

5-      Kocaçınar, Muhip. Genel Öğretim Metodu (Bilgisi) İst. 1969.

6-      Oğuzkan, A. Ferhan. Orta Dereceli Okullarda Öğretim (Amaç, İlke, Yöntem ve Teknikleri), Ankara 1985.

7-      Önder, Namık Kemal. Öğretimde Program, İlke ve Yöntemler, Konya, 1986.

8-      Sönmez, Veysel. Program Geliştirmede Öğretmen El Kitabı, Ankara, 1986.

9-      Türkçe Sözlük. Ankara, 1981. TDK Yay.

 

 Doç. Dr. Mehmet Zeki AYDIN